
Çölde çay (the Sheltering Sky), uzun zamandır hakkında yazı yazmak istediğim bir film. Paul Bowles tarafından kaleme alınmış ve Bertolucci tarafından sinemaya uyarlanmış olan filmde ele alınacak çok fazla öğe olması yazı yazma girişimimi hep ertelememe neden oldu. Bertolucci; kadın-erkek ilişkisi, aldatma dinamikleri, oryantalizm ve varoluşun sorgulanmasına yönelik kavramları bir bütün içinde filme o kadar güzel aktarmış ki, yazarken bu tadın kaçmasından korktum.
Amerikalı bir çift olan Kit (Debra Winger) ve Port (John Malkovich) aralarındaki sevgiye rağmen artık birbirlerine ulaşamayan bir çift olmuşlardır ve gitgide birbirlerine yabancılaşmışlardır. Evliliklerini kurtarmak için son çare olarak bir yolculuğa çıkmaya karar verirler. Bu yolculuk için gitmeyi seçtikleri yer Afrika’dır ve film Sahra Çölü’nde geçer. Kadın erkek ilişkilerini incelerken aynı zamanda insanın yalnızlığını da sorgulayan filmde, mekân olarak dev Sahra Çölü’nün seçilmesi ıssızlık ve yalnızlığı yansıtır. Gittikleri yere geçmişlerini geride bırakıp ilişkilerini düzeltmeyi umarak gitseler de olaylar bekledikleri gibi gelişmez. “Çöl çok büyüktür, ama hiçbir şey gerçek anlamda kaybolmaz orda” (Bowles, 1998).
Kabaca batının her açıdan doğudan üstün olduğu düşüncesi olarak tanımlanan oryantalizmde, doğu egzotik ve erotik bir yer olarak tasvir edilir. Filmde Sahra Çölü simgesi, ilişkiler üzerinden bu tasvire uygun bir şekilde anlatılır. Port’un çöldeki çingeneyle beraber olması ve sonrasında kadının Port’un cüzdanını çalmaya çalışması, oryantalizmde doğunun “erotizm”, “beden”, “kadın” ve “güvenilmez” kavramları ile temsiliyken, Port’un bunu anlayıp fark ettirmeden cüzdanını geri alması; oryantalizmde batının “erkek” ve “akıl” kavramları ile temsilidir. Kit ve Port’un yolculukları sırasında karşılaştıkları dar ve bakımsız sokaklar, rahatsızlık verecek derecede çok sineğin olması yine oryantalizmde doğuya atfedilen “pis” imajının sembolleştirilmesidir. Kıyafetlerin seçiminde de yine aynı şekilde batının doğu üzerindeki üstünlüğünün temsili vardır.
Oryantalist öğeleri de kullanarak ilişkileri sorgulayan filmde, birbirlerini kazanmak için bu yolculuğa çıkan çift birbirlerini tamamen kaybederler. Son çırpınışlarını yaşarlarken, aldatmayı, aldatılmayı, pişmanlığı, tutkuyu bir arada yaşarlar.
Film kavramları sunuşu, görselliği ve anlatımı açısından beni çok etkiledi ve keyifle izledim. Çocuksu bir heyecanla sevdiğim bir şeyi herkes sevsin, izlesin istiyorum. Bu yazının buna katkısı olur umarım.
0 bıdıbıdı:
Yorum Gönder